21 Kasım 2011 Pazartesi

Teknik nedenlerden dolayı kapalıyız.




Tam da o kadar gezmiştim, Göteborg'tan başlayıp, Paris'e, ordan Barcelona'ya ordan Stockholm'e ve sonunda Karlskrona'ya dönmüştüm ki, tam da hepsini ayrıntılı ayrıntılı anlatacaktım ki, tam bi Erasmusluya yakışır yorumlar yapacaktım ki, hevesim kursağımda kaldı. Fotoğraf makinalarımı hava alanında unuttum!

Ne ilgisi var dersen, çok ilgisi var, bi kere moralim bozuldu, canım sıkıldı, keyfim kaçtı, yazı hayatım bitti, hatta bunu anladığım an, resmen hayattan soğudum. Abartmıyorum valla bak. Koca bi çanta, içinde koca bi fotoğraf makinası, daha da koca bir zoom, çantanın ön gözünde dijital makina, arka cebinde mp3 çalar, nasıl bi çantaysa hayatmın tüm teknolojisini bir anda kaybettim.

Sonra dedim ki kendi kendime, İsveç'teyiz Özge. Yarın havalanını aradığında onlardadır.Barcelona, Paris, İstanbul yada herhangi bi şehirde biraz imkansız gibi bişey bu, oracıkta parçalar, dört ayrı kişiye satarlar içindekileri ama burası İsveç, herkesin zengin, kibar, duyarlı olduğu ülke. Bulan kişi hemen götürmüştür, kayıp eşya bürosuna vermiştir? vermiştir di mi? evet vermiştir. diye diye sabahı zor ettim (aslında tabiki zor etmedim, kafamı yastığa koyduğumda uyumamla ünlüyüm, ama böyle söyleyince daha bi anlamlı oluyo yazı)

İsveç'in her iş alanındaki gibi bunda da bikaç saat çalışan kayıp eşya bürosunu 12-16 arasında yakalayıp sordum, biraz daha ayrıntı verirmisiniz, başka başka neler vardı? dedikten sonra işte beklediğim cevap! "evet, makinanız bizde" canlarım benim, seviorum seni isveç, ama burası güvenilir diye herşeyimi orda burda bırakmaya o kadar alıştım ki İstanbul'a dönünce gasplardan gasp beğenicem :)

Kısaca fotoğraf makinamı adresime bile gönderiyorlar,keyfim daha yeni yerine geldi, makinam da bana ulaşınca bende ayrıntılı yazılar yazıcam, coming soon

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder